All the Empty Rooms, yitirilmiş hayatların ardından kalan en mahrem mekâna, çocuk odalarına bakan sarsıcı bir kısa belgesel. Bir gazeteci ile bir fotoğrafçı, ülkenin farklı kasabalarında oyuncakların tozunda, duvardaki posterlerde ve yarım kalmış ödevlerde birer tanıklık arıyor; ailelerin sesini yükseltmeden unutmanın sessizliğini kırmayı deniyor. Film, haber ile hatıra arasındaki etik çizgiyi incelikle soruştururken kameranın sabırlı bakışı ve yalın ses tasarımıyla gösteriden kaçınıyor. Her odanın özgün düzeni bir portreye dönüşüyor; yokluğun ağırlığı gündelik ayrıntılarda beliriyor. All the Empty Rooms, kaybı istatistiklerden kurtarıp somut eşyaların hafızasında saklayan bir hatırlatma.